30/3/2008 -Kategori: Siir

sizi kim bıraktı gözlerimin içine
ağlamaktan yorgun
rüzgârdan kaçak
durgun sularda nilüferken ben
yalnızlığına mahkum!
-hani buradaydınız az önce
sözcükleri bir bir dizen-
içlendim, ezildim, büyüdüm, ağladım
duydum…
sesimi duyurdum mu?
s/izdiniz
hani göz kapaklarım düştükçe aralayan
elimi tutup bırakmayan
dizlerimin takati yokken
dik dur diyen annemin sözü çizildi zihnime!
ekledim… geceleri sabahlara
köz olmayı bekleyen şehirlerden
kaçtım! ...
denize boyandım az önce
çığlık çığlık martı oldum
duymadınız…
neredeydiniz
soğuk kış gecelerinde
sabrımı çengelleyip göğsünüze bekledim
g/özümde biriken hayatlar
usul usul düştü toprağa
her defasında u/yuttum özlemlerimi
unutmadım hiçbir ismi
dönmediniz…
Banu Kalyoncu
2007/01/20
Fotoğraf : Barış Çolfan
Yorum (0)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
30/3/2008 -Kategori: Siir
bir zamanlar gece masallarını süslerdi
şimdi sadece kendime okuduğum
şiirlerde geçiyor aşklarım
gidenlere, gitmelere söylüyorum şarkımızı…
-elimde mendil ağlıyorum-
sahte seyahatlere hazırlanırdı valizler
kadınlığımın görkemli yalnızlığı parlak
ömrümün güneşsiz anılarında
uçuşurdu mavi kuşlar…
- seslenirdi uzaklardan, yıldızsız gecelerimize-
hani yağmur yağsa
siyah uzun saçlarımda kurutsam yeniden
sahile koşsam
unutacağım anılarımı anlatsam
sevinir deniz!
her defasında kıyıya sokuldukça
genzime getirir dalgalar intihar kokusunu
-ağlıyor şimdi benimle beraber sessiz sessiz-
gece masalları saçlarımdaki örgü
anılarım gömülür valizlere
mavi kuşlar terk ediyor yıldızları
deniz kucağını açmış, sandalını bekler
günaydın demek için geç değil…
Banu Kalyoncu
Yorum (0)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
30/3/2008 -Kategori: Siir
gözlerinin arkası usul kalabalık
yüreğinde ölü bakışlar
kaçıncı hüzünden kalma bu yağmur
geride bergüzar ne var
kaç ayna parçalandı sınırlarında
üç voltayla kaç düelloda galip
gizil yüreklere yeniksin
kaç rüzgarın peşinden koştun
kaç uykuda yapayalnız
köşe başlarında vuruldun!
hangi ipin ucunda göğe saldın düşlerini
sesin ağzında doldu boşaldı
başkaları sığmadı kelimelere
isimlerin baş harflerini de unuttun
gecenin beşi sen yoksun
hangi buluta sardın yalnızlığını
üzerime yılkı gibi yağan ne!
ıslak bir İstanbul sabahında işim ne!…
şimdi kaç adım toprakta yatıyor başın…
Banu Kalyoncu
Yorum (0)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
30/3/2008 -Kategori: Siir
Göç yolları çiziyorum kendime bir fırtınaya sarılıp
Denizin en azgın dalgalarının yanından
Her vurduğunda bana…kıyılara bir daha, bir daha
Tokat gibi çarpıp, çığlıklarımı bırakıyorum
Dönüş günü geldiğinde
Dokun yine yüzüme ellerinin sıcaklığı ile
Sadece kısa bir an bile olsa
Ölülere gülümse…
Hizaya koyduğum sesimin sancısı başladı yine
Çığlığımda çırpınan köpükte balıklar kayboluyor
Uzun zaman oldu sen gittiğinden beri
Kapandım evime çıkmıyorum, gelirsin de bulamazsın beni …
Avlum taş döşeli, bir de üstünde samandan yığılmış çul
Oturup üstünde tespih çekiyorum dön diye
Savruluyor geceme ayrılığın külleri
Alnımda uzayan kader çizgim
Dönmeyecek sevgilin diyor, bekleme boşuna
Her yağmurda çamura batıp çıkamayacaksın nasılsa…
O vakit tetiğe basıp ateş açıyorum kendime
Ölmek için değil gitmek için
Gidemiyorum
Kaldırmayın beni düştüğüm yerden
Tutmasın kimse elimden, dokunmayın acır parmaklarınız
Siz yatağınızın yumuşak çekiminde dalıp uyurken
Ben ölüm haberimi getiren yağmurları dinleyeceğim
Karanlığın ortasında yıkılmış, umutsuz, solgun yüzümde
Son bir yol çiziyorum sahile doğru kendime
Hırsına kapılıp son nefesimi rahat ettirmek için
Koşuyorum denize var gücümle
Benden hızlı yağıyor yağmur, korkuyorum
Topallayan kalbim ağır ağır hazırlanıyor gitmeye
Ter başlıyor ensemden topuklarıma…
Korkumdan bin kere ölüp, elimi uzatmıştım sana bu sahilde
Gitme dediğimi hatırlıyorum sevgilim
Yüreğime öyle bir dokundun ki giderken bir bilsen
Parmak izlerin yakmıştı -hala izi saklı- göğsümü
Geniş sokaklardan dar kaldırımlardan yürümüştük
Her köşe başında özleyeceğim deyip defalarca öpüşmüştük
O gece de yağmur dumanlıyordu sevdamızı
Son bir kez daha dokunmuştu ellerin gitmeden…tenime
-Sokul bana şiir yürekli sevgilim
Gidip de dönememek var
Bir gün yeniden dönersem sana
Beyaz elbiseni giy, saçların ıslak gel bana
Nemli dudaklarınla öperek karşıla beni
Ama dönemezsem eğer, ölümü ser evimin bahçesine
Üstümde papatyalar olsun en sevdiğinden
Her yaprağında bil ki dolup, taşıp döküleceğim sonbaharda
Her yeni gelen baharda açacağım sana yeniden-
Şimdi ne bahçe, ne sokak, ne kaldırımlar aklımda
Yağmur yağarken burnumda ölü balık kokusu
Çok uzakta bir ışık, elleri saçlarında bir adam
Pelerini uçuyor rüzgârda denize gömülüyor usulca
Umurunda değil
Tanıdık bir ses geliyor uzaklardan, duyabilsem keşke ne dediğini
Ölmekten değil, döndüğünde seni beklemediğimi düşünmenden korkuyordum.
Dönüşüne rast geldi son nefesim.
Yıkılıyor yere bedenim, bulanıyor çamura uzun saçlarım
Çıplak yanık tenim yaslanıyor soğuk taşlara
Son bir ses duyuyorum yakınımda, gök gürlüyor alnımda
Ayakların denizden değince bu taşlara
Özlemle bak yüzüme, kapat gözlerimi ellerinle
Kısa bir an bile olsa
Bana gülümse…
2007/07/04
Banu KALYONCU
Yorum (0)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
27/10/2007
beyaz tende üşüyen yağmurlar var
hani yakar sıyrılıp dökülürken eteklerimden
bir de sancısını çizer damla damla
sesime nazik bir dokunuş bırakır
hıçkırığıma yansımadan kavuran
söylemeye korktuğum yalanlardan uzak
yıldızları taşır geceleri gövdem
yanık temimde parlayan aşklarım var
hiç bilmeyeceğiniz öfkeme gebe kalır
gidip gelen ardına yaslanıp seyrine dalan
hain bir adam var sabahı bekleyen
şehrin lambalarını söndürüp bir bir
her sokak başında elime dizilen
mumların ateşi sızar avucumun içine
işte o an adını anarım uzaklardan
sen duymazsın / vurdumduymazsın
beni bilmez umursamazsın
bir tek içince aklına gelirim
zil zurna sarhoşluğunda beni anar
ertesi gün yine kovalarsın
beyaz tende üşüyen yağmurlar var
hani mevsimler değişirken çil çil üzerimizde
hani günüme yansıyan ağırlığında
sarkıp duran dallarından dökülen bir kıvılcımla
yanan gölgeler var üzerimde
çığlık çığlığa gidişin var
ardına baktıkça dağlanan yüreğimde izi kalan
bir tek adın var
gerisi yalan…
düşümde kalan…
beni severdin, öpüp okşardın
saçlarını rüzgar dağıtsın ey peri
bana koşarak gel derdin
ertesi gün söylediklerine küser
birde uzaklara gidesin tutar
giderdin…
ne veda eder ne gideceği yeri söylerdin
bir sabah mahmurluğumu atamadan
karşıma dikilirdin…
sevinemezdim…
içimde hep bir korku nasılsa yine bana kızacaksın
bir bahanen hep var…
yıllar geçiyordu ömürden yediğim
son bir çare susmak kalır
ses çıkarmadan sarılırım hayaline
artık ne beyaz ten, ne beklenen yol var
bu şehirde sen yokken yağan karlar yerime ağlar
ben oturup pencere kıyısında
oyalı mendilimi dişlerim hırsımdan
üşüdüğüm tüm gecelerin öfkesini çıkartırım
yarın gideceğini bile bile ağlamıyorum
sen yokken geceleri yas tutan yıldızlar olur
sen bilmezsin umursamazsın
bana kızmaların değil canımı acıtan
bir gün gideceksin
ayağın takılacak bir taşa
düşüp belki kalkamayacaksın
belki sesleneceksin uzaklardan
duyamamaktan korkum…
gözüm açık giderse bil ki sevgilim
ağlayamadığım gecelere inat
üstünü örtmesinler söyle
vakit gelmiştir nasılsa…
her gidişinde bu şehre ölü kuşlar yağar
benden başka kimse görmez
okşadığın her yeni tenden kanatlar parçalanır
yeni bir kuş doğar…
sevdayla değil öfkeyle büyüyen…
2007/08/16 - Adana
Banu Kalyoncu
Yorum (2)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı